Özelgül Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
← Blog

17 Ağustos 2026 · Özelgül Hukuk

BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE MİRASÇILARIN DAVAYA DEVAM HAKKI

Boşanma davası kesinleşmeden eşlerden biri ölürse evlilik ölümle sona erer ve sağ kalan eş kural olarak mirasçı olur ancak ölen eşin mirasçılarından biri davayı sürdürerek sağ kalan eşin kusurunu ispatlarsa sağ kalan eş mirasçılık haklarını kaybedebilir.

BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE MİRASÇILARIN DAVAYA DEVAM HAKKI

Boşanma davasının sonuçlanıp kesin hüküm haline gelmesinden önce eşlerden birinin hayatını kaybetmesi, hem aile hukuku hem de miras hukuku bakımından önemli hukuki sonuçlar doğuran özel bir durumdur. Bu durumda evlilik ölümle sona ererken, devam eden boşanma davasının mirasçılık sıfatına etkisi ve sağ kalan eşin miras hakkını koruyup korumadığı gibi hususlar, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin vefat etmesi halinde mirasçılık haklarının nasıl belirlendiğini açıklayalım:

Temel Kural Olarak Boşanma ve Miras

TMK. m. 181/1 uyarınca; “Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.”

Yani boşanmadan önce yapılmış vasiyetname gibi ölüme bağlı bir tasarruflar dahi aksi kararlaştırılmamışsa boşanma ile birlikte geçerliliğini yitirir.

Eşlerden biri boşanma davası henüz sonuçlanmamışken vefat ederse, evliliğin sona erme sebebi “ölüm” olur ve sağ eş mirasçı olma hakkını kaybetmez.

Mirasçıların Davaya Devam Edebilmesi

TMK. m. 181/2 uyarınca; “Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.”

Sağ kalan eş boşanma davasının açılması yönünde kusurlu olsa da ölen eşin mirasçılarından herhangi biri mevcut boşanma davasını devam ettirebilir ancak artık davanın niteliği değişmiş olur:

Dava artık bir boşanma davası değildir, ölüm sonucu zaten evlilik sona ermiş olacağından dava bir “kusur tespiti davası”na dönüşür. Sağ kalan eşin gerçekten boşanmaya neden olacak derecede ve daha kusurlu olup olmadığı araştırılır.

Davaya Devam Etmenin Koşulları Nelerdir?

Ölen eşin davalı veya davacı olması önem arz etmez.

Yargıtay uygulamalarına göre, boşanma davasının ne sebeple açıldığı da önem teşkil etmemektedir, yine de kusur tespiti yapılmak üzere mirasçılar tarafından  dava devam ettirilebilir.

Eğer dava bir anlaşmalı boşanma davasıysa ve henüz sonuçlanmadan eşlerden birinin ölümü gerçekleşmişse, mirasçılar kusur tespiti yaptırmak suretiyle davayı devam ettiremezler. Eşler zaten kusurlu tarafı ortaya çıkarma amacı gözetmeksizin anlaşmalı boşanma yoluna başvurmuşken “kusur tespiti” yapmaya yönelik bir ihtiyaç mevcut değildir.

Ayrıca mirasçıların davayı devam ettirmelerindeki amaç, sağ kalan eşin mirastan pay almaması içindir. Bu  bağlamda eğer sağ kalan eşin, boşanmaya neden olacak derecede kusurlu olduğu anlaşılırsa mirasçı olması mümkün olmayacaktır. Ölen eşin, sağ kalan eş adına yaptığı ölüme bağlı tasarruflar da otomatik olarak geçerliliğini geçmişe dönük olarak kaybeder.

Kusur ispatlanamazsa ise dava reddedilir. Sağ kalan eş, mirasa yönelik tüm haklarını korumaya deva eder.

Gaiplik Hali

Gaiplik kararı, bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun süre haber alınamaması durumunda mahkemece verilen ve kişiyi ölmüş olarak kabul eden bir karardır.

Kişinin ölmüş kabul edimesiyle birlikte, şu ana kadar ifade ettiğimiz ile aynı şekilde mirasçıların davayı devam ettirmesi mümkündür. Söz konusu dava yine “boşanma” niteliğini kaybeder ve bir “kusur tespit” davasına dönüşür.

Ölümden farklı olarak ise, gaiplik kararı verilebilmesi için, kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş olması halinde bu olayın üzerinden en az 1 yıl geçmiş olmalıdır. Kişiden uzun süredir hiçbir haber alınamıyorsa ise en az 5 yıl geçmiş olması gerekir. Ayrıca, mahkeme gaiplik kararı vermeden önce gerekli ilanları yaparak ilgililere duyuruda bulunur.

TMK. m. 584 uyarınca; “Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin mirasçıları veya mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadırlar.

Bu güvence, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamama durumunda onbeş yıl ve her hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre için gösterilir.

Beş yıl, tereke mallarının tesliminden; onbeş yıl, son haber tarihinden başlayarak hesaplanır.”

Yani, hakkında gaiplik kararı verilen kişinin ortaya çıkma ihtimaline karşı, mirasçılar bir süre güvence göstermekle mükelleftir ve mirasa hemen sahip olamazlar.

Gerçek ölüm halinde evlilik, ölüm anıyla birlikte kendiliğinden sona erer. Buna karşılık, gaiplik durumunda evliliğin sona ermesi için sağ kalan eşin mahkemeden evliliğin feshini istemesi gerekir ancak mirasçılar tarafından kusurun belirlenmesine yönelik dava sürdürülüyorsa, evlilik gaiplik kararının kesinleşmesiyle birlikte sona ermiş sayılır.

Mirasçıların Ölümü

Boşanma davası süresince eşlerden biri değil de mirasçılardan biri vefat ederse, ölen mirasçının kendi mirasçılarının da davayı devam ettirme hakkı korunacaktır.

 

Konu Bağlamında Sıklıkla Sorulan Sorular

·       Boşanma davası kesinleşmeden eşim vefat etti, hala onun mirasçısı mıyım?

Evet, evlilik ölümle sona erdiği için kural olarak yasal mirasçılık vasfınız devam eder ancak ölen eşinizin mirasçıları davayı devralıp sizin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunuzu mahkemede ispatlarlarsa miras hakkınızı kaybedersiniz.

·       Babam anneme boşanma davası açmıştı ve dava sürerken babam öldü. Biz çocuklar olarak davayı devam ettirebilir miyiz?

Evet, Türk Medeni Kanunu uyarınca ölen eşin mirasçılarından herhangi biri davayı sürdürme hakkına sahiptir. Üstelik tüm mirasçıların ortak hareket etmesi zorunlu değildir; tek bir mirasçının bile başvurusu davanın "kusur tespiti" davası olarak devam etmesi için yeterlidir.

·       Eşim bana dava açmıştı, yani o davacıydı. Onun ölmesi durumunda davalı olduğum için haklarım değişir mi?

Hayır, kanun bu konuda bir ayrım yapmamıştır. Ölen eşin davada davacı ya da davalı olması fark etmeksizin, mirasçıları hayatta kalan eşin kusurunu ispatlamak için süreci devam ettirebilirler.

·       Anlaşmalı boşanma davası açmıştık, duruşma gününü beklerken eşim öldü. Ailesi bana karşı davayı sürdürüp mirasçı olmamı engelleyebilir mi?

Hayır, engelleyemezler. Anlaşmalı boşanmada taraflar kusur tartışması yapmadıkları ve birbirlerinin kusurunu kabul etmedikleri için, mirasçıların sonradan kusur tespiti isteme hakları bulunmamaktadır.

·       Mahkeme benim kusurlu olduğuma karar verirse sadece yasal miras payımı mı kaybederim?

Hayır, sadece yasal miras payınızı değil, eşinizin vefatından önce sizin lehinize yapmış olduğu vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarruflar da (aksi belirtilmedikçe) kendiliğinden hükümsüz kalır.

·       Boşanma davası "şiddetli geçimsizlik" gibi genel bir sebeple açılmıştı. Mirasçıların davayı sürdürmesi için mutlaka "aldatma" veya "cana kast" gibi özel bir sebep mi olması gerekir?

Hayır, şart değildir. Yargıtay içtihatlarına göre, davanın hangi sebeple açıldığına bakılmaksızın mirasçılar sağ kalan eşin kusurunun tespitini isteyebilirler.

·       Davayı devralan mirasçı da süreç içinde vefat ederse ne olur?

Bu durumda ölen mirasçının kendi mirasçıları, davayı kaldığı yerden devam ettirme hakkına sahiptirler. Yani hukuk sistemi, kusurlu eşin mirastan pay almaması için bu hakkı geniş bir çevrede korumaya devam eder.

Sonuç olarak boşanma davası devam ederken eşlerden birinin vefatı, mirasçılık hakları bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Hak kaybı yaşanmaması için somut olayın uzman bir avukat tarafından değerlendirilmesi önemlidir.